"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
Bir milletin kaderini değiştiren, cephelerden meclise uzanan eşsiz bir ömür.
Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Modern Türkiye'nin mimarının ilk adımları.
Samsun'a çıkarak Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. "Ya istiklal, ya ölüm!" parolasıyla Anadolu örgütlendi.
TBMM'de Cumhuriyet ilan edildi ve ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Egemenlik kayıtsız şartsız millete verildi.
Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Fikirleri ve eserleriyle yaşamaya devam ediyor.
Modern Türkiye'yi şekillendiren Altı Ok.
Egemenliğin bir kişiye veya zümreye değil, millete ait olmasıdır.
Türk milletinin bağımsızlığını ve birliğini esas alan, ırkçılığı reddeden vatanseverlik anlayışı.
Kanun önünde eşitlik, sınıf ayrımının reddi ve sosyal adaletin sağlanması.
Özel teşebbüsün yetersiz kaldığı alanlarda devletin ekonomiye öncülük etmesi.
Din ve devlet işlerinin ayrılması, vicdan ve ibadet özgürlüğünün güvenceye alınması.
Çağın gerekliliklerine göre sürekli yenilenme ve ilerleme hedefi.
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.
Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bi'l-fiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbâlinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!